Bir sanık hakkında hem TCK m. 53/1-c (velayet hakkından yoksunluk) hem de TCK m. 53/5 (velayet hakkını kötüye kullanmaktan dolayı ek yasaklama) hükümlerinin uygulanması gerekmesine rağmen, mahkeme ek savunma hakkı vermeden TCK m. 53/5'i uygulamıştır. Bu durum, hangi usul kuralının ihlalidir ve Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımı nedir?
Bu durum, CMK m. 226'da düzenlenen 'ek savunma hakkı' kuralının ihlalidir. CMK m. 226, sanığın, iddianamede gösterilen fiilin hukuki niteliğinin değişmesi veya talep edilen cezanın artırılmasını gerektiren hallerde, bu yeni duruma karşı savunma yapabilmesi için kendisine ek savunma hakkı verilmesini zorunlu kılar. TCK m. 53/1, mahkumiyetin kanuni bir sonucu olduğu için ek savunma gerektirmez. Ancak TCK m. 53/5, mahkemenin ayrıca takdir edeceği, cezanın infazından sonra da devam edecek ve dolayısıyla sanığın aleyhine sonuç doğuran, ek bir yaptırım niteliğinde bir güvenlik tedbiridir. Eğer bu tedbirin uygulanması iddianamede talep edilmemişse, mahkemenin bunu resen uygulayabilmesi için sanığa bu konuda savunma yapma imkanı tanıması, yani ek savunma hakkı vermesi gerekir. Ceza Genel Kurulu'nun 2019/579 E. sayılı kararında, TCK m. 53/5'in uygulanması talep edilmediği halde sanıklara 'ek savunma hakkı verilmeden' bu maddenin uygulanması bir bozma nedeni olarak sayılmıştır. Yargıtay'ın yaklaşımı, ek savunma hakkının adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olduğu ve bu hak tanınmadan TCK m. 53/5 gibi aleyhe sonuç doğuran bir hükmün kurulamayacağı yönündedir.