Bir sanık hakkında, TCK m. 53/1-c uyarınca hem 'velayet hakkından' hem de 'vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan' yoksun bırakılma kararı verilmiştir. Hükümlünün koşullu salıverilmesi durumunda, bu iki hak yoksunluğu üzerindeki etki aynı mıdır? Farklılık varsa açıklayınız.
Hayır, etki aynı değildir. TCK m. 53/3, bu iki durum için farklı bir düzenleme öngörerek aralarında önemli bir ayrım yapmıştır. Farklılık şudur: 1) Velayet Hakkı: TCK m. 53/3'e göre, koşullu salıverilen hükümlünün 'kendi altsoyu üzerindeki velayet' yetkileri açısından hak yoksunluğu hükümleri uygulanmaz. Yani, kişi koşullu salıverildiği andan itibaren, kendi çocuğu üzerindeki velayet hakkını yeniden kazanır. Bu, otomatik bir sonuçtur. 2) Vesayet veya Kayyımlığa Ait Hizmetler: Aynı fıkradaki istisna, sadece 'kendi altsoyu üzerindeki' velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileriyle sınırlıdır. Bu demektir ki, hükümlünün başkaları (örneğin, anne-babası, bir akrabası veya yabancı bir kişi) üzerindeki vesayet veya kayyımlık görevi, koşullu salıverilme ile geri gelmez. Bu görevlere ilişkin hak yoksunluğu, cezanın 'tümüyle infazına' kadar devam eder. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2018/1423 E. sayılı kararında da bu ayrıma dikkat çekilmiş ve hükmün, hak yoksunluğunun 'kendi alt soyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı... hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar' geçerli olacağı şeklinde düzeltilmesi gerektiği belirtilmiştir. Kısacası, koşullu salıverilme sadece kişinin kendi çocuğu üzerindeki haklarını iade eder, başkaları üzerindeki vesayet/kayyımlık görevlerini iade etmez.