Sanık, maktulü öldürmek için önceden bir plan yapmış, silah temin etmiş ve maktulün geçeceği yolda pusu kurmuştur. Ancak maktul olay yerine geldiğinde, sanığa ağır hakaretlerde bulunmuş ve saldırmaya yeltenmiştir. Bu ani gelişen durum üzerine sanık, maktulü öldürmüştür. Olayda 'tasarlama' (TCK m. 82/1-a) mı, yoksa 'haksız tahrik altında kasten öldürme' (TCK m. 81, 29) mi uygulanmalıdır? İki kurumun bir arada uygulanması mümkün müdür?
Bu durumda, kural olarak 'haksız tahrik altında kasten öldürme' hükümleri uygulanmalı, 'tasarlama' unsuru ise ortadan kalkmalıdır. İki kurumun aynı anda uygulanması, tasarlamanın doğası gereği mümkün değildir. Sebebi şudur: Tasarlamanın temel unsurlarından biri, failin suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında 'soğukkanlılığını koruyarak ruhi sükûnete ulaşması' ve bu sükûnet haline rağmen kararından vazgeçmemesidir. Haksız tahrik ise, failin maruz kaldığı haksız bir fiilin doğurduğu 'hiddet veya şiddetli elem' altında suçu işlemesini ifade eder. Hiddet veya şiddetli elem hali, tanımı gereği ruhi sükûnet halinin zıttıdır. Sorudaki olayda sanık, önceden öldürme kararı alıp plan yapmış olsa da, eylemi gerçekleştirdiği an, maktulden kaynaklanan yeni ve ani bir haksız fiilin (ağır hakaret ve saldırı girişimi) yarattığı hiddet altındadır. Bu yeni gelişen durum, failin önceden ulaştığı varsayılan ruhi sükûneti bozmuştur. Artık eylemin arkasındaki itici güç, soğukkanlı bir plan değil, ani gelişen bir öfkedir. Bu nedenle, tasarlamanın unsurları ortadan kalkar ve sanık, haksız tahrik hükümlerinden (TCK m. 29) yararlanarak kasten öldürme suçundan (TCK m. 81) sorumlu tutulur. Yargıtay içtihatları bu yönde istikrar kazanmıştır (Örn. YCGK 2016/189 K. sayılı karar).