AİHM, Akgün/Türkiye kararında başvuranın tutukluluğunun Sözleşme m. 5/3'e aykırı olduğuna hükmetmiştir. Bu ihlal kararı, tutukluluk süresinin uzunluğundan mı kaynaklanmaktadır, yoksa başka bir nedene mi dayanmaktadır? Gerekçesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145205

AİHM'in Akgün/Türkiye kararındaki Sözleşme m. 5/3 ihlali, tutukluluk süresinin uzunluğundan değil, tutukluluğu haklı kılacak 'uygun ve yeterli gerekçelerin' bulunmamasından kaynaklanmaktadır. AİHM'in içtihadına göre, bir tutukluluğun m. 5/3'e uygun olabilmesi için, devam eden makul şüphenin yanı sıra, kaçma tehlikesi, delilleri karartma riski, suç işlemeye devam etme tehlikesi veya kamu düzeninin korunması gibi spesifik gerekçelerle haklı gösterilmesi gerekir. AİHM, Akgün kararında öncelikle m. 5/1(c) açısından 'makul şüphe'nin dahi bulunmadığını tespit etmiştir (para. 182). Mahkeme, bir tutuklamanın hukuka uygunluğunun 'olmazsa olmaz' (sine qua non) koşulu olan makul şüphenin yokluğu durumunda, tutukluluğun devamı için ileri sürülecek diğer gerekçelerin (kaçma riski vb.) bir anlamının kalmayacağını belirtmiştir (para. 191). Başka bir deyişle, temelinde makul şüphe olmayan bir tutuklama, başından itibaren hukuka aykırıdır ve bu nedenle devamı için sunulan gerekçeler de dayanaksız kalır. Dolayısıyla, 5/3 ihlali, tutukluluğun süresinden ziyade, başlangıçtaki makul şüphe eksikliğine ve bunun doğal bir sonucu olarak tutukluluğun devamını haklı kılan geçerli gerekçelerin yokluğuna dayanmaktadır.