Bir sanık, mağdura yönelik cinsel istismar eylemini tamamladıktan sonra, mağdurun bu olayı başkalarına anlatmasını engellemek amacıyla onu bir süre daha alıkoymuştur. Bu durumda, cinsel istismar suçu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu arasında nasıl bir ilişki kurulmalıdır? İki ayrı suçtan mı ceza verilir?
Bu durumda, iki ayrı suç oluşur ve gerçek içtima kuralları uygulanır. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin kararlarında (örneğin 2016/10328 E. sayılı karar) istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere, cinsel istismar suçu ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu arasındaki içtima ilişkisi, hürriyeti kısıtlamanın zamanlaması ve amacıyla belirlenir. Eğer kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemi, cinsel istismar suçunun 'işlenmesi sırasında ve bu eylemle sınırlı bir süreyle' gerçekleşmişse, hürriyeti kısıtlama, cinsel istismar suçunun doğal bir unsuru olarak kabul edilir ve ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ceza verilmez. Örneğin, mağduru odaya kilitleyip hemen cinsel istismarda bulunmak gibi. Ancak, sorudaki olayda olduğu gibi, cinsel istismar suçu tamamlandıktan sonra, suçun ortaya çıkmasını engellemek gibi 'farklı bir amaçla' ve eylemin süresini aşan bir şekilde mağdurun hürriyeti kısıtlanmaya devam ediyorsa, bu artık bağımsız bir eylem olarak kabul edilir. Bu durumda, sanık hem tamamlanmış cinsel istismar suçundan (TCK m. 103) hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan (TCK m. 109) ayrı ayrı cezalandırılmalıdır.