Bir sanık hakkında hem TCK m. 53/3'ün (kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkının devamı) hem de TCK m. 53/5'in (velayet hakkını kötüye kullanarak suç işlediği için ceza sonrası ek yasaklama) uygulanma koşulları doğmuşsa, mahkeme bu iki fıkrayı nasıl bir arada değerlendirmelidir? Ceza Genel Kurulu'nun 2019/579 E. sayılı kararı bu konuda ne gibi bir usul hatasına işaret etmiştir?
Bu iki fıkranın bir arada uygulanması karmaşık bir durum yaratır ve mahkemenin çok dikkatli bir gerekçe ve hüküm kurmasını gerektirir. TCK m. 53/3, erteli cezalarda hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkının devam edeceğini emreder. TCK m. 53/5 ise, velayet hakkının kötüye kullanılmasıyla (örneğin çocuğuna karşı cinsel istismar) suç işlenmesi halinde, cezanın infazından sonra da bu hakkın kullanılmasının yasaklanmasını öngörür. Ceza Genel Kurulu'nun 2019/579 E., 2022/150 K. sayılı kararında işaret edilen usul hatası, mahkemenin bu iki durumu birbiriyle çelişmeyecek şekilde ve açıkça düzenlememesidir. Kararda, sanık hakkında hükmedilen erteli hapis cezasının kısa süreli olmadığı belirtilerek, TCK m. 53/3'e göre sanığın 'kendi altsoyu yönünden' m. 53/1-c'deki haklardan yoksun bırakılamayacağının gerekçede açıklandığı, ancak kısa kararda bu hususa yer verilmeyerek genel olarak 'TCK m. 53/1-2-3. maddesinin uygulanmasına' karar verilmesinin infazda tereddüt yaratacağı ve usule aykırı olduğu belirtilmiştir. Doğru bir uygulama şöyle olmalıdır: Mahkeme, eğer TCK m. 53/5'i uygulayacaksa, bu yasaklamanın 'cezanın infazından sonra' başlayacağını ve hangi süreyle geçerli olacağını açıkça belirtmelidir. TCK m. 53/3'ün etkisini ise, cezanın infazı süresince (erteli ceza durumunda denetim süresince) sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet hakkını kullanmaya devam edeceğini hükümde netleştirmelidir. Yani, infaz süresince velayet devam eder, infaz bittikten sonra ise m. 53/5'ten kaynaklanan yasaklama başlar. Bu ayrımın hükümde açıkça yapılması zorunludur.