TCK m. 103/3-d, cinsel istismar suçunun 'vasi, eğitici, öğretici, bakıcı...' gibi kişiler tarafından işlenmesini nitelikli hal saymaktadır. Bir okulun servis şoförü, bu kapsamda 'eğitici' veya 'bakıcı' olarak kabul edilebilir mi? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını, 14. Ceza Dairesi'nin 2017/191 sayılı kararı ışığında tartışınız.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2017/191 sayılı kararı, bu kavramların dar yorumlanması gerektiğini göstermektedir. TCK m. 103/3-d'deki nitelikli halin amacı, çocukların kendilerine emanet edildiği ve aralarında özel bir güven ve otorite ilişkisi bulunan kişilere karşı daha savunmasız olmalarıdır. 'Eğitici, öğretici, bakıcı' gibi kavramlar, çocuk üzerinde doğrudan bir eğitim, gözetim ve bakım sorumluluğu bulunan kişileri ifade eder. Yargıtay'ın yaklaşımı, bu sıfatın varlığını somut olayın özelliklerine göre değerlendirmektir. 2017/191 sayılı kararda, okul servis şoförü olan sanığın eylemlerinin 'koruma ve gözetim yükümlülüğünü kötüye kullanarak' gerçekleştirdiği belirtilmiş, ancak başka bir mağdure yönünden 'eğitici-öğretici vasfının bulunmadığı' gözetilmeden artırım yapılması bozulmuştur. Bu durum, servis şoförünün, çocuğu taşıma sırasındaki 'koruma ve gözetim yükümlülüğü' nedeniyle bu fıkra kapsamına girebileceğini, ancak her durumda otomatik olarak 'eğitici' veya 'bakıcı' sayılmayacağını göstermektedir. Şoförün görevi, çocuğun eğitimi veya sürekli bakımı değil, güvenli bir şekilde ulaştırılmasıdır. Eğer şoför, bu taşıma sırasındaki güven ilişkisini ve nüfuzunu kötüye kullanırsa nitelikli hal uygulanabilir. Ancak, çocuğun dersine girmeyen veya idari görevi olmayan bir öğretmenin durumu gibi, aralarında somut bir eğitim-gözetim ilişkisi kurulmamışsa, bu nitelikli halin uygulanması zorlaşır. Sonuç olarak, 'servis şoförü' sıfatı tek başına yeterli olmayıp, eylemin bu görevin sağladığı nüfuz ve güven ilişkisi kötüye kullanılarak işlenip işlenmediği somut olarak değerlendirilmelidir.