Bir sanık, 16 yaşındaki mağdura yönelik olarak 'sarkıntılık' düzeyini aşan, devamlılık gösteren cinsel istismar eylemlerinde bulunmuştur. Mağdurun bu eylemler nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edilmiştir. Sanığın cezası belirlenirken, 2014 ve 2016 yıllarında TCK m. 103'te yapılan değişiklikler dikkate alındığında, mahkeme 'lehe kanun' uygulamasını nasıl yapmalıdır?
Mahkeme, 'lehe kanun' tespiti için TCK m. 7/2 uyarınca bir karşılaştırma yapmak zorundadır. Bu karşılaştırma, Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2014/9999 sayılı kararında da belirtildiği gibi, şu şekilde yapılır: Mahkeme, olaya hem suç tarihindeki kanunu (değişiklik öncesi) hem de sonraki kanunları (2014 ve 2016 değişiklikleri sonrası TCK m. 103) ayrı ayrı ve 'tüm hükümleriyle' uygulamalıdır. Yani, iki ayrı varsayımsal hüküm kurmalıdır: 1) Varsayım 1 (Eski Kanun): Suç tarihindeki TCK m. 103'ün ilgili fıkraları (örneğin m. 103/1, 103/6, 43, 62 vb.) uygulanarak bir sonuç ceza belirlenir. 2) Varsayım 2 (Yeni Kanun): Sonradan yürürlüğe giren ve daha lehe olma ihtimali bulunan kanunun (örneğin 6763 sayılı Kanunla değişik TCK m. 103) ilgili tüm fıkraları uygulanarak ikinci bir sonuç ceza belirlenir. Bu yapılırken, sadece temel cezalar değil, nitelikli haller, artırım ve indirim oranları, içtima hükümleri gibi tüm unsurlar dikkate alınır. Mahkeme, bu iki varsayımsal uygulama sonucunda ortaya çıkan neticelere (hapis cezasının süresi, adli para cezası, erteleme koşulları, hak yoksunlukları vb.) bakar ve sanık için 'bir bütün olarak' hangisi daha lehe ise o kanunu uygular. Sadece ceza miktarının düşük olduğu fıkrayı bir kanundan, lehe olan başka bir hükmü diğer kanundan alarak karma bir uygulama yapamaz (karma uygulama yasağı). Mahkeme, bu karşılaştırmayı denetime olanak verecek şekilde karar gerekçesinde açıkça göstermelidir.