TCK m. 103/5'e göre 'Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.' Bu hüküm, ceza hukuku içtima kurallarından hangisine bir örnek teşkil eder ve neden kanun koyucu böyle bir düzenlemeye ihtiyaç duymuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145149

Bu hüküm, 'gerçek içtima' kurallarının özel bir uygulama haline örnek teşkil eder. Kanun koyucu bu düzenlemeye, cinsel istismar suçunun işlenmesi sırasında kullanılan cebir ve şiddetin belirli bir ağırlığa ulaşması durumunda, bu eylemin cinsel istismar suçu içinde erimesini (tüketilmesini) engellemek ve her iki haksızlığın da ayrı ayrı cezalandırılmasını sağlamak için ihtiyaç duymuştur. Normalde, bir suçun işlenmesi için kullanılan cebir veya şiddet (basit yaralama düzeyinde kalan), o suçun bir unsuru olarak kabul edilir ve ayrıca yaralamadan ceza verilmez (bileşik suç mantığı). Ancak TCK m. 103/5, bu kurala bir istisna getirir. Eğer cinsel istismar için kullanılan cebir ve şiddet, TCK m. 87'de sayılan 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama' hallerine (örneğin, duyu veya organ kaybı, yaşamı tehlikeye sokan bir durum, yüzde kalıcı iz) neden olursa, bu artık cinsel istismar suçunun basit bir unsuru olarak görülemez. Bu durumda fail, hem cinsel istismar suçundan (TCK m. 103) hem de neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan (TCK m. 87) ayrı ayrı cezalandırılır. Bu, gerçek içtima ilkesinin bir yansımasıdır ve failin hem cinsel dokunulmazlığa hem de vücut bütünlüğüne yönelik ağır ihlallerinin ikisinden de sorumlu tutulmasını amaçlar.