Akgün/Türkiye kararında, başvuranın eski bir polis memuru olması ve istihbarat birimlerinde görev yapmış olması, AİHM'in 'makul şüphe' değerlendirmesini nasıl etkilemiştir?
AİHM, Akgün/Türkiye kararında başvuranın mesleki geçmişini 'makul şüphe' değerlendirmesinde doğrudan bir suçluluk karinesi olarak ele almamıştır. Mahkemenin odak noktası, tutuklama anında mevcut olan somut delillerin niteliğidir. Kararda, başvuranın eski bir polis memuru olması, Hükümet tarafından 'delilleri karartma ve adaletin işleyişini engelleme riskini' artıran bir unsur olarak sunulmuştur (para. 187). Hükümet, polis memuru olan başvuranın devlet kurumlarına sızmış örgütün etkisini kullanarak soruşturmayı daha kolay engelleyebileceğini iddia etmiştir. Ancak AİHM, bu tür genel ve soyut iddiaları, somut delillerle desteklenmedikçe, bir kişiyi tutuklamak için yeterli 'makul şüphe' veya 'tutukluluğun devamı için geçerli gerekçe' olarak kabul etmemektedir. AİHM'in temel yaklaşımı, şüphenin kişinin statüsüne veya mesleğine değil, kendisine atfedilen somut eylemlere ve bu eylemleri destekleyen objektif delillere dayanması gerektiğidir. Kararda, başvuranın mesleği nedeniyle delil karartacağına veya kaçacağına dair somut bir olgu veya bilgi sunulmadığı için, bu argüman makul şüpheyi oluşturmada belirleyici olmamıştır. AİHM'in ihlal kararı, delillerin yetersizliğine dayandığı için, başvuranın mesleği bu sonucu değiştirmemiştir.