Çocuğun nitelikli cinsel istismarı (TCK m. 103/2) ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK m. 109) suçları arasında ne zaman 'bileşik suç' veya 'görünüşte içtima' ilişkisi kurulur ve bu durumda hangi suçtan ceza verilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145144

Bu iki suç arasında 'görünüşte içtima' (özellikle 'tüketen-tüketilen norm' ilişkisi) kurulabilmesi için, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eyleminin, cinsel istismar suçunun işlenebilmesi için zorunlu ve doğal bir unsur olması ve eylemin süresini aşmaması gerekir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2016/12059 ve 2016/10328 sayılı kararlarında da belirtildiği gibi, cinsel istismar suçunun işlenmesi, mağdurun vücudu üzerinde bir tasarruf gerektirdiğinden, kaçınılmaz olarak kısa bir süre için de olsa mağdurun hareket özgürlüğünü kısıtlar. Örneğin, failin mağduru bir odaya zorla sokup hemen cinsel istismarda bulunması veya mağduru bir anlığına tutarak eylemini gerçekleştirmesi durumunda, hürriyeti kısıtlama, cinsel istismar suçunun 'unsuru' veya 'zorunlu bir parçası' haline gelir. Bu durumda, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, daha ağır olan cinsel istismar suçu tarafından 'tüketilir' (absorbe edilir) ve faile sadece TCK m. 103'ten ceza verilir. Ancak, hürriyeti kısıtlama eylemi, cinsel istismar için gerekli olan süreyi ve yoğunluğu aşarsa (örneğin, mağduru saatlerce veya günlerce bir yerde tutmak) veya cinsel istismar bittikten sonra farklı bir amaçla devam ederse, bu artık bağımsız bir suç haline gelir ve fail her iki suçtan da (TCK m. 103 ve TCK m. 109) ayrı ayrı cezalandırılır.