Sanık, maktulü öldürmek amacıyla ateş etmiş ancak maktul ölmemiş, bitkisel hayata girmiştir. Yıllar sonra maktul, bu yaralanmanın komplikasyonları sonucu ölmüştür. Sanığın eylemi TCK m. 103/6'daki (eski hali) düzenleme ile nasıl bir benzerlik gösterir ve sanık hangi suçtan sorumlu tutulmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145129

Bu durum, kasten öldürme suçunda 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış hal' ile ilgili bir sorundur. TCK m. 103/6 (eski hali), cinsel istismar suçu sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü halinde ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörüyordu. Bu, cinsel istismar suçu için özel bir neticesi sebebiyle ağırlaşmış suç haliydi. Kasten öldürme suçunda ise durum farklıdır. Sanığın kastı doğrudan 'öldürmeye' yöneliktir. Eylem sonucunda maktul hemen ölmese de, eylem ile ölüm arasında bir illiyet (nedensellik) bağı varsa, sanık 'kasten öldürmeye teşebbüs'ten değil, 'tamamlanmış kasten öldürme' suçundan sorumlu tutulur. Olayda sanık, öldürme kastıyla hareket etmiş ve eylemi, ölüm neticesini doğurmaya elverişli ve yeterlidir. Ölümün hemen değil de, eylemin yarattığı bir sonuç olan bitkisel hayat sürecinden sonra gerçekleşmesi, eylem ile netice arasındaki nedensellik bağını koparmaz. Dolayısıyla, sanık, eyleminin niteliğine göre (örneğin basit hal ise TCK m. 81, tasarlama varsa TCK m. 82/1-a) tamamlanmış kasten öldürme suçundan sorumlu tutulmalıdır. Eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı söylenemez, çünkü ölüm neticesi sanığın fiili sonucunda gerçekleşmiştir.