AİHM'in Akgün/Türkiye kararında, başvuranın tutukluluğunun dayanağı olarak sunulan 'ByLock kırmızı listesi' belgesi neden 'makul şüphe' için yeterli görülmemiştir? AİHM'in bir delili değerlendirirken aradığı 'objektif doğrulanabilirlik' kriterini bu olay bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145121

AİHM, 'ByLock kırmızı listesi' belgesini 'makul şüphe' için yeterli görmemiştir çünkü bu belge, AİHM'in aradığı 'objektif doğrulanabilirlik' ve 'spesifik olma' kriterlerini karşılamamaktadır. AİHM'in bu sonuca varmasının nedenleri şunlardır: 1) Belgenin Niteliği: Başvuranın tutuklanmasına dayanak olan belge, sadece başvuranın adının bir listede geçtiğini belirten, tarihsiz, imzasız ve dayanağı belirsiz tek sayfalık bir tespitten ibaretti (Akgün kararı, para. 178). 2) Spesifik Bilgi Eksikliği: Belge, başvuranın ByLock'u ne zaman, ne sıklıkla kullandığı, kimlerle iletişim kurduğu veya iletişim içeriğinin ne olduğu gibi hiçbir somut ve spesifik bilgi içermiyordu. Sadece soyut bir 'kullanıcı' tespiti mevcuttu. 3) Objektif Doğrulanabilirlik Eksikliği: AİHM'e göre, 'makul şüphe'nin temeli, objektif olarak doğrulanabilir olgu veya bilgilere dayanmalıdır (para. 156). Sunulan 'kırmızı liste' belgesi, bu sonuca nasıl ulaşıldığını gösteren ham verileri, analiz yöntemini veya teknik ayrıntıları içermediği için, tutuklama kararını veren hakim tarafından objektif olarak doğrulanabilir nitelikte değildi. Hakim, bir istihbarat kurumunun 'sonucuna' dayanmak zorunda kalıyordu, bu sonuca götüren 'verileri' denetleyemiyordu. Bu durum, şüphenin keyfi değil, makul ve objektif temellere dayandığını göstermek için yetersizdi. Sonuç olarak, AİHM, içeriği ve kaynağı denetlenemeyen, soyut bir istihbarat bilgisinin, bir kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması için tek başına 'makul şüphe' oluşturamayacağına karar vermiştir.