TCK m. 82/1-k'de düzenlenen 'töre saikiyle' öldürme ile halk arasında 'namus cinayeti' olarak bilinen eylemler arasında hukuki açıdan bir özdeşlik var mıdır? Yargıtay'ın 'töre saiki' için aradığı şartlar nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145096

Hayır, hukuki açıdan 'töre saikiyle' öldürme ile her 'namus cinayeti' arasında bir özdeşlik yoktur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2019/542 E. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, 'töre saiki', 'namus saiki'nden daha dar ve özel bir kavramdır. Töre saikiyle işlenen bir namus cinayeti mümkün olsa da, kişinin kendi subjektif namus anlayışıyla, kıskançlıkla veya hoşnutsuzlukla işlediği her cinayet töre saikiyle işlenmiş sayılmaz. Yargıtay'ın 'töre saiki' nitelikli halinin uygulanabilmesi için aradığı şartlar şunlardır: 1) Toplumsal Beklenti: Öldürme eyleminin, failin ait olduğu toplulukta (köy, aşiret, geniş aile vb.) benimsenmiş, yerleşmiş ve beklenen bir davranış olması gerekir. Toplum, mağdurun belirli bir davranışından dolayı öldürülmesini meşru bir tepki olarak görmelidir. 2) Görev Bilinci: Fail, eylemi kişisel öfke veya intikam duygusundan ziyade, o topluluğun kendisine yüklediği bir 'görevi' yerine getirme bilinciyle işlemelidir. Fail, bu eylemi gerçekleştirirse toplumda itibar kazanacağını, gerçekleştirmezse kınanacağını düşünerek hareket eder. 3) Aile Meclisi Kararı (Tipik Örnek): Uygulamada sıkça aranan bir kriter, öldürme kararının 'aile meclisi' gibi kolektif bir iradeyle alınması ve aileden birinin bu kararı infazla görevlendirilmesidir. Kısacası, failin subjektif namus anlayışı yeterli değildir; eylemin arkasında kolektif, yerleşik ve 'öldürmeyi' emreden bir toplumsal normun (kötü bir törenin) bulunması zorunludur. Aksi takdirde TCK m. 2'deki kıyas yasağı ihlal edilmiş olur.