AİHM, Akgün/Türkiye kararında, Türkiye'nin Sözleşme'nin 15. maddesi uyarınca yaptığı derogasyon (askıya alma) bildirimini dikkate almasına rağmen, Sözleşme'nin 5/1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Mahkemenin bu sonuca ulaşırken derogasyonun sınırlarını nasıl çizdiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145093

AİHM, Akgün/Türkiye kararında, 15 Temmuz darbe girişiminin 'ulusun varlığını tehdit eden bir kamusal tehlike' oluşturduğunu ve bu durumun Sözleşme'nin 15. maddesi kapsamında derogasyon hakkı doğurduğunu kabul etmiştir (para. 112). Ancak AİHM, bu hakkın sınırsız olmadığını ve alınan tedbirlerin 'durumun gerektirdiği ölçüde' olması gerektiğini vurgulamıştır. Mahkeme, 5/1. madde ihlali sonucuna ulaşırken derogasyonun sınırlarını şu şekilde çizmiştir: 1) Tedbirin Niteliği: Başvuranın tutuklanması, olağanüstü hal kapsamında çıkarılan özel bir Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile değil, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) olağan dönemde de yürürlükte olan 100. maddesine dayanılarak yapılmıştır. Dolayısıyla bu, derogasyonla doğrudan bağlantılı istisnai bir tedbir değildi (para. 183). 2) Çekirdek Hakkın Zedelenmesi: AİHM'e göre, bir kişinin bir suç işlediğinden şüphelenmek için 'makul nedenlerin' varlığı, Sözleşme'nin 5/1. maddesinin sağladığı güvencenin 'özünü' ve 'temel bir unsurunu' oluşturur. Olağanüstü hal ve derogasyon bildirimi, devletlere bu asgari koşulu dahi karşılamadan, yeterli bir olgusal temel olmaksızın kişileri keyfi olarak özgürlüğünden yoksun bırakma konusunda 'açık çek' vermez (para. 184). Aksi bir yorum, 5. maddenin amacına aykırı olur ve güvenceleri anlamsız kılardı. Sonuç olarak AİHM, somut olaydaki tutuklamanın 'durumun gerektirdiği katı ölçüye' uymadığı, çünkü 'makul şüphe' gibi temel bir gerekliliği karşılamadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle derogasyon bildirimi, 5/1. madde ihlalini ortadan kaldırmamıştır.