Mağdurun ruh sağlığının bozulması, TCK m. 103/6 uyarınca cezayı ağırlaştıran bir netice olarak düzenlenmiştir. Birden fazla sanığın farklı zamanlarda mağdura cinsel istismarda bulunduğu ve mağdurun ruh sağlığının bu eylemlerin 'birlikte etkisiyle' bozulduğunun Adli Tıp Kurumu raporuyla tespit edildiği bir durumda, her bir sanık hakkında TCK m. 103/6 uygulanabilir mi? Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2018/5544 sayılı kararındaki karşı oyu da dikkate alarak tartışınız.
Bu konu, ceza hukukunda nedensellik bağının tespiti açısından tartışmalıdır. TCK m. 103/6'nın uygulanabilmesi için, sanığın eylemi ile mağdurun ruh sağlığının bozulması arasında doğrudan bir illiyet (nedensellik) bağı kurulması gerekir. Yargıtay'ın genel eğilimi, bu bağın şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanmasını aramaktır. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2018/5544 sayılı kararındaki karşı oyda belirtildiği üzere; Adli Tıp Kurumu'nun, ruh sağlığındaki bozulmanın 'tüm sanıkların eylemlerinin birlikte etkisiyle oluştuğunu' ve 'sanık ayrımı yapılamadığını' belirtmesi durumunda, hangi sanığın eyleminin tek başına bu neticeyi doğurduğu tespit edilememektedir. Bu durumda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereğince, hiçbir sanık hakkında TCK m. 103/6'nın uygulanmaması gerektiği savunulmaktadır. Zira her bir sanığın eylemi ile ağır netice arasındaki nedensellik bağı kesin olarak kurulamamıştır. Çoğunluk görüşü ise, her bir eylemin bu neticeye katkıda bulunduğunu ve birlikte bu sonucu doğurduğunu kabul ederek, tüm sanıklar hakkında bu nitelikli halin uygulanabileceği yönünde olabilir. Ancak ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi, karşı oydaki görüşü daha isabetli kılmaktadır. Sonuç olarak, nedensellik bağı her bir sanık için ayrı ayrı ve kesin olarak kanıtlanamadığı sürece, TCK m. 103/6'nın uygulanması hukuka aykırı olacaktır.