Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E.2017/9-15, K.2017/178 (Şemdinli Davası) sayılı kararında, 'şüpheden sanık yararlanır ilkesi' (in dubio pro reo) TCK Md. 220 kapsamındaki örgüt suçlarının ispatı açısından nasıl bir rol oynamıştır?
Kararda, 'şüpheden sanık yararlanır ilkesi'nin ceza yargılamasının evrensel nitelikteki önemli ilkelerinden biri olduğu ve masumiyet karinesinin bir uzantısı olduğu vurgulanmıştır. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddiaların sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemeyeceği belirtilmiştir. Somut olayda (Şemdinli Davası), CGK, sanıkların suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün üyesi olduklarına dair mahkûmiyetlerine yeterli, her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğini, mevcut şüphenin de sanıklar lehine değerlendirilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkemenin direnme hükmünü bu ilke doğrultusunda bozmuştur. Bu, örgüt suçlarının sübutu için yüksek bir ispat standardının arandığını ve şüphenin sanık lehine yorumlanması gerektiğini gösterir.