Anayasa Mahkemesi'nin E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararında, 7145 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle 375 sayılı KHK’ya eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrasının dördüncü paragrafının dördüncü cümlesinin ('Bu personelin görevlerine iadesi, kamu görevinden çıkarıldıkları tarihte bulundukları yöneticilik görevi dışında öğrenim durumları ve kazanılmış hak aylık derecelerine uygun kadro ve pozisyonlara atanmak suretiyle de yerine getirilebilir.') iptal gerekçesinde, 'idarenin takdir yetkisini sınırlandıran, somut, denetlenebilir, ciddi gerekçe gösterilmesini zorunlu kılan ölçütlerin ortaya konulması' gerekliliği neden vurgulanmıştır?
Anayasa Mahkemesi bu cümleyi iptal ederken (VII. HÜKÜM, A.16.b.iv.(4); ayrıca bkz. M.2.b.iii.(5).761), göreve iade edilen bir yöneticinin önceki pozisyonuna değil de başka bir kadroya atanmasında idareye tanınan takdir yetkisinin keyfiliğe yol açmaması için bu tür ölçütlerin gerekliliğini vurgulamıştır. Kamu görevinden çıkarılma işleminin hukuka aykırı olduğu tespit edilerek iade kararı verilmesine rağmen, kişinin önceki yöneticilik görevine atanmaması gibi özel hayatını ve kariyerini önemli ölçüde etkileyen bir kararın, soyut ve genel ifadelere değil, somut, objektif ve denetlenebilir gerekçelere dayanması gerektiği belirtilmiştir. Bu tür ölçütlerin olmaması, idarenin bu yetkiyi keyfi kullanmasına ve kişinin önceki statüsüne dönme hakkının zedelenmesine yol açabilir, aynı zamanda etkin bir yargısal denetimi de zorlaştırır. Bu durum, hukuk devleti ilkesi ve özel hayata saygı hakkıyla çelişir.