Anayasa Mahkemesi'nin E.2018/137, K.2022/86 sayılı kararında, 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesinin (A) fıkrası uyarınca görevine son verilen askeri hakimlerin askeri rütbelerinin 'mahkumiyet kararı aranmaksızın' alınması hükmü (ikinci paragrafın ikinci cümlesi), Anayasa'nın hangi güvenceleriyle potansiyel bir çatışma içindedir ve AYM bu çatışmayı nasıl çözmüştür?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #145046

Bu hüküm, potansiyel olarak Anayasa'nın 38. maddesindeki 'masumiyet karinesi' ve 'suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz' ilkeleriyle ve 36. maddedeki 'adil yargılanma hakkı' ile çatışma potansiyeli taşır. Çünkü rütbenin alınması gibi bir yaptırımın, bir suç isnadıyla bağlantılı olmaksızın veya bir mahkumiyet kararı beklenmeksizin idari bir kararla (meslekten çıkarma) uygulanması bu ilkelere aykırı görülebilir. Ancak Anayasa Mahkemesi, bu cümleyi Anayasa'ya aykırı bulmamıştır (VII. HÜKÜM, A.16.a.ii.(2); ayrıca bkz. M.1.a.vii.(2).632-635). Mahkeme, bu tedbiri, terör örgütleriyle iltisak/irtibat nedeniyle meslekten çıkarma tedbirinin bir 'sonucu' olarak değerlendirmiş ve asıl çıkarma işlemi (savunma hakkı tanınarak ve yargı yolu açık olarak) Anayasa'ya uygun bulunduğunda, rütbenin alınmasının da ölçülü olduğunu kabul etmiştir. Yani, bunu cezai bir yaptırım olarak değil, idari bir tedbirin devamı niteliğinde görmüştür. (Karşıoy gerekçelerine dikkat edilmelidir.)