Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E.2017/9-15, K.2017/178 (Şemdinli Davası) sayılı kararında, yerel mahkemenin direnme gerekçesinde belirttiği 'hukuk dışı yollarla/terör yöntemleriyle, terörle mücadele etmek' amacı, TCK Md. 220 kapsamında bir suç örgütünün 'amaç suç'u olarak kabul edilebilir mi? CGK'nın bu konudaki genel yaklaşımı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #144981

Yerel mahkeme direnme gerekçesinde sanıkların bu amaçla hareket ettiğini ve bu amacın devamlılık arz ettiğini belirtmiştir. TCK Md. 220, 'kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla' örgüt kurulmasını cezalandırır. 'Hukuk dışı yollarla/terör yöntemleriyle mücadele etmek' eğer bu yöntemler (bombalama, adam öldürme vb.) kanunda suç olarak tanımlanmış fiilleri içeriyorsa, bu fiilleri işlemek TCK Md. 220 kapsamında bir örgütün amaç suçu olabilir. Nitekim yerel mahkeme, bombalama eylemini araç suç, bu yöntemlerle PKK ile mücadele etmeyi ise maksat (amaç) olarak nitelemiştir. Ancak Yargıtay CGK, somut olayda (Şemdinli Davası) suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün mevcudiyetine dair somut kanıtların bulunmadığı, bu nedenle suç örgütüne üye olma suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle direnme hükmünü bozmuştur. CGK'nın genel yaklaşımı, TCK Md. 220'nin unsurlarının (hiyerarşi, devamlılık, elverişlilik, en az üç kişi, suç işleme amacı) her somut olayda ayrı ayrı ve şüpheye yer vermeyecek şekilde kanıtlanması gerektiği yönündedir. Amaç ne olursa olsun, bu unsurlar yoksa örgüt suçu oluşmaz.