Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E. 2017/9-15, K. 2017/178 (Şemdinli Davası) sayılı kararında, TCK Md. 220 kapsamında bir örgütün varlığının kabulü için 'hiyerarşik bağ' unsuru nasıl yorumlanmıştır?
Yargıtay CGK bu kararında, TCK Md. 220 kapsamında bir örgütün varlığı için üyeler arasında gevşek de olsa hiyerarşik bir bağ bulunması gerektiğini belirtmiştir. Örgütsel hiyerarşinin merkezi, gevşek veya sıkı, menfaate, güce, korkuya veya başka bir sebebe dayalı, müstakil veya başka bir hiyerarşiye paralel olabileceği ifade edilmiştir. Bir örgütsel talimatın güvenilir bulunarak bir kimseye verilmiş olması veya örgütsel bir iş bölümünde bir kimseye bir görevin ayrılmış olmasının, bu talimatın veya görevin yerine getirilip getirilmemesinden bağımsız olarak, bu kişinin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu göstereceği vurgulanmıştır. Somut olayda (Şemdinli Davası), askeri bir emir komuta zinciri içinde bulunan sanıkların terör eylemlerinin yoğun olduğu bir bölgede tek başlarına bombalama gibi ağır bir eylemi planlayıp uygulamalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu durumun sanıklar arasında hiyerarşi olduğunu gösterdiği yerel mahkemece kabul edilmiş, ancak CGK önceki bozma kararındaki delil yetersizliği ve örgüt unsurlarının oluşmadığı yönündeki gerekçelerle direnme hükmünü bozmuştur. Yani, hiyerarşinin varlığı için somut delillerle desteklenmesi gerektiği anlaşılmaktadır.