TCK m. 212'nin gerekçesinde, 'sahte belge düzenlemek suretiyle zimmetin gizlenmeye çalışılması halinde, hem zimmet suçundan hem de resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunacaktır' denilmektedir. Bu durum ile vergi kaçakçılığı suçundaki sahtecilik hali arasındaki temel fark, TCK m. 212'nin neden birinde uygulanıp diğerinde uygulanmadığını nasıl açıklar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #144314

İki durum arasındaki temel fark, sahtecilik fiilinin, ilgili suçun kanuni tanımındaki yeridir. TCK m. 247'de düzenlenen 'zimmet' suçunun tanımında, 'sahtecilik' bir unsur veya nitelikli hal olarak yer almaz. Zimmet suçu, kamu görevlisinin görevi nedeniyle zilyedliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı kendisinin veya başkasının zimmetine geçirmesiyle oluşur. Sahte belge düzenlemek, bu suçu gizlemek için işlenen, zimmet suçundan 'bağımsız' ve 'ayrı' bir fiildir. İşte TCK m. 212, bu tür durumlarda, yani bir suç işlenirken ondan bağımsız olarak ayrıca bir sahtecilik suçu işlendiğinde, her iki suçtan da (hem zimmetten hem sahtecilikten) ceza verilmesini öngörür. Oysa VUK m. 359'da 'sahtecilik', vergi kaçakçılığı suçunun bizatihi 'unsuru' veya 'işleniş şekli' olarak tanımlanmıştır. Sahtecilik, vergi kaçakçılığından ayrı bir fiil değil, o suçun içindedir. Bu nedenle VUK m. 359 uygulanırken ayrıca TCK'daki sahtecilikten ceza verilmez, çünkü bu, aynı unsuru iki kez cezalandırmak olur.