YHGK E. 2017/17-1082, K. 2019/431 sayılı kararında, mahkemenin, 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu'ndaki düzenlemeleri de dikkate alarak bilirkişi heyeti oluşturması gerektiği belirtilmiştir. Bu kanunun getirdiği temel ilkelerden biri olan 'bilirkişinin hukuki nitelendirme ve değerlendirmede bulunamaması' ilkesi (m. 3/2) ne anlama gelir?
Bu ilke, bilirkişinin kendi uzmanlık alanının dışına çıkarak, bir hakimin yapması gereken hukuki değerlendirmelerde bulunmasını yasaklar. Bilirkişinin görevi, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda mahkemeye 'teknik veri ve görüş' sunmaktır. Bilirkişi, olguları tespit eder, teknik olarak yorumlar, ancak bu olguların hukuki sonucunun ne olacağını söyleyemez. Örneğin, bir trafik kazası dosyasında bilirkişi, araçların hızını, çarpma noktasını, fren izlerini tespit eder ve bu teknik verilere göre hangi sürücünün hangi kuralı ihlal ettiğini belirtebilir. Ancak, 'sürücü A %70 kusurludur' veya 'davacı tazminata hak kazanmıştır' gibi hukuki sonuçlar içeren ifadeler kullanamaz. Kusur oranını belirlemek ve hukuki sonucu takdir etmek, sadece hakime ait bir yetkidir.