TCK m. 179/3'te düzenlenen suçun oluşması için, alkollü veya uyuşturucu etkisindeki sürücünün 'tehlike teşkil eden' bir eyleminin gerçekleşmesi gerektiği belirtilmiştir. Sadece direksiyon başında sızmış halde park halinde bulunan bir aracın içindeki alkollü kişi bu suçu işlemiş sayılır mı?
Bu konu doktrinde ve uygulamada tartışmalıdır. TCK m. 179/2 ve 3, 'sevk ve idare etme' veya 'araç kullanma' fiilini aramaktadır. Aracın motoru çalışmıyorsa ve araç hareket halinde değilse, 'sevk ve idare' fiilinin gerçekleşmediği, dolayısıyla suçun maddi unsurunun oluşmadığı savunulabilir. Bu görüşe göre, direksiyon başında sızmış halde duran kişi henüz suçun icra hareketlerine başlamamıştır. Ancak, Yargıtay'ın bazı kararlarında, aracın trafiğe açık bir alanda, motoru çalışır veya çalışmaya hazır vaziyette, sürücü koltuğunda bulunan alkollü bir kişinin, her an harekete geçme potansiyeli taşıdığı ve bu durumun dahi somut bir tehlike yarattığı kabul edilerek suçun oluştuğu yönünde kararlar da mevcuttur. Genel eğilim, aracın hareket halinde olmasının veya en azından hareket ettirilmeye teşebbüs edilmesinin aranması yönündedir.