Yargıtay, taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarının bir arada işlenmesi durumunda, neden cezaların ağırlığını karşılaştırmak yerine 'zarar suçu-tehlike suçu' ölçütünü esas almaktadır? Bu yaklaşımın altında yatan mantık nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #143520

Bu yaklaşımın altında yatan mantık, 'tüketen-tüketilen norm' ilişkisidir. Zarar suçu (taksirle yaralama), tehlike suçunu (trafik güvenliğini tehlikeye sokma) kendi içinde barındırır ve onu tüketir. Tehlikeli araç kullanma eylemi, zaten taksirle yaralama suçunun 'taksir' unsurunu oluşturan temel fiildir. Kanun koyucu, bir fiilin yarattığı tehlikeyi cezalandırırken, aynı fiilin daha ağır bir sonuç olan zarara yol açması durumunda, artık sadece bu ağır neticeyi (zararı) cezalandırmayı yeterli görmektedir. Tehlikenin zarara dönüşmesiyle, daha az olan (tehlike) daha çok olanın (zarar) içinde erimiş olur. Bu nedenle, daha ağır olan zarar suçu cezalandırıldığında, tehlike suçu ayrıca cezalandırılmaz. Bu, hem ceza adaletine hem de 'non bis in idem' ilkesine daha uygun bir yaklaşımdır.