Bir davanın hem taksirle yaralama hem de trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarını içermesi durumunda, Yargıtay'ın 'kovuşturma şartı olan şikayetin gerçekleşmemesi ... nedeni ile taksirle yaralama suçundan cezalandırmanın mümkün olmadığı ahvalde ise, sanığın TCK’nın 179. maddesinde düzenlenen trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan cezalandırılması gerektiği' yönündeki içtihadının anlamı nedir?
Bu içtihat, ceza adaletini sağlamaya yönelik pratik bir çözümdür. Taksirle yaralama suçu (basit hali) şikayete tabidir. Eğer mağdur, alkollü sürücünün neden olduğu kazada basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanmış ve şikayetçi olmamışsa veya şikayetinden vazgeçmişse, sanık hakkında taksirle yaralama suçundan dava açılamaz veya açılan dava düşer. Bu durumda, toplum güvenliğini tehlikeye atan ve potansiyel olarak daha büyük zararlara yol açabilecek olan 'alkollü araç kullanma' eylemi cezasız kalacaktır. İşte Yargıtay, bu cezasızlık durumunu önlemek için, 'zarar suçu' olan taksirle yaralamadan yargılama yapılamadığı takdirde, failin en azından 'tehlike suçu' olan TCK m. 179'dan cezalandırılması gerektiğini belirtmektedir. Bu, bir nevi 'yedek norm' uygulamasıdır ve kamu düzenini korumayı amaçlar. (Yargıtay 12. CD, E. 2019/11888 K. 2021/5464)