Kasko sigortası tazminat davasında, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle meydana gelip gelmediği araştırılırken, sürücünün kanındaki alkol oranının 'doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığı' yönündeki Yargıtay görüşü ne anlama gelmektedir?
Bu görüş, mahkemenin kararını sadece sürücünün kanındaki promil değerine dayandıramayacağı anlamına gelir. Yani, sürücünün yasal sınırın çok üzerinde (örneğin 2.00 promil) alkollü olması, tek başına kazanın münhasıran alkolden kaynaklandığı sonucunu doğurmaz. Yargıtay'a göre, her somut olay kendi özel koşulları içinde değerlendirilmelidir. Çok yüksek promil alkollü bir sürücünün karıştığı bir kazada dahi, kazanın asıl nedeni bir yol kusuru (yolda aniden oluşan bir çukur) veya başka bir sürücünün tam kusurlu bir manevrası olabilir. Bu nedenle, promil değeri önemli bir emare olmakla birlikte, 'tek başına belirleyici' değildir. Mutlaka kazanın oluşumuna etki edebilecek diğer tüm objektif unsurların (yol, hava, trafik durumu, diğer araçların hareketleri) da uzman bilirkişilerce incelenmesi ve nedensellik bağının bu bütüncül değerlendirme sonucunda kurulması gerekir. (YHGK E. 2017/17-1082, K. 2019/431)