CMK m. 69/2, bilirkişinin isminin taraflara bildirilmesini öngörmektedir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edildikten sonra, tarafların süresi içinde bilirkişinin şahsına yönelik bir itirazda (ret talebinde) bulunmamaları, başlangıçta ismin bildirilmemiş olmasının yarattığı usulü aykırılığı giderir mi?
Bu konu tartışmalıdır, ancak makaledeki yazarın ve Danıştay kararlarındaki baskın görüşün benimsediği yaklaşıma göre, bu durum usulü aykırılığı gidermez. CMK m. 69/2'nin amacı, taraflara henüz rapor hazırlanmadan önce, bilirkişinin tarafsızlığına gölge düşürebilecek bir durum varsa (ret sebebi), bunu ileri sürerek raporun o kişi tarafından hazırlanmasını en baştan engelleme imkanı tanımaktır. Rapor hazırlandıktan sonra ismin öğrenilmesi, bu önleyici hakkın kullanılmasını imkansız kılar. Tarafların rapora itiraz etmemesi, başlangıçtaki bu emredici usul kuralının ihlalini meşrulaştırmaz. Yargılamanın adil ve usulüne uygun yürütülmesi kamu düzenindendir. Dolayısıyla, sonradan itiraz edilmemiş olması, başlangıçtaki 'bildirmeme' şeklindeki usul hatasını ortadan kaldırmaz ve bu durum yine de bir bozma nedeni teşkil etmelidir.