Kasko sigortası poliçesinde, hasarın teminat dışı kalması için kazanın 'münhasıran' alkolün etkisiyle gerçekleşmesi gerektiği belirtilmektedir. Bu ilkenin, TCK m. 179'daki 'alkollü araç kullanma' suçunun unsurlarıyla bir ilişkisi var mıdır? İki alandaki 'alkol' değerlendirmesi aynı mıdır?
Hayır, iki alandaki değerlendirme aynı değildir. TCK m. 179'da suçun oluşması için, kişinin alkol etkisiyle 'emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde' olması yeterlidir ve 1.00 promil sınırı aşılmışsa bu durumun var olduğu kabul edilir. Kazanın tek nedeninin alkol olup olmadığı ceza hukuku açısından belirleyici değildir. Sigorta hukukunda ise durum farklıdır. Yargıtay içtihatlarına göre, sigorta şirketinin ödeme yapmaktan kaçınabilmesi için, kazanın oluşumunda alkol dışında 'başka hiçbir etkenin rol oynamadığını' yani kazanın 'münhasıran' alkolün etkisiyle meydana geldiğini ispat etmesi gerekir. Örneğin, alkollü sürücünün kırmızı ışıkta geçen başka bir araca çarpması durumunda, kazanın nedeni münhasıran alkol değil, aynı zamanda diğer sürücünün kural ihlalidir. Bu durumda sigorta şirketi hasarı ödemek zorunda kalabilir. Dolayısıyla sigorta hukukundaki 'münhasıran' şartı, ceza hukukundakinden daha dar ve sigortalı lehine bir yorumu gerektirir.