Vekâlet görevinin kötüye kullanılması iddiasıyla açılan bir davada, davalı vekilin, satış bedelini vekâlet verene 'elden ödediğini' savunması karşısında ispat yükü nasıl dağılır?
Vekil, TBK m. 508 uyarınca vekâlet verene karşı hesap verme borcu altındadır. Bu borcun en önemli parçası, vekâletin ifası dolayısıyla tahsil ettiği paraları vekâlet verene teslim etmektir. Vekil, satış bedelini aldığını kabul edip bunu vekâlet verene ödediğini iddia ediyorsa, bu ödemeyi yaptığını ispatla yükümlüdür. Ödemenin 'elden yapıldığı' savunması, ispatı zorlaştıran bir durumdur. Vekil bu ödemeyi yazılı bir belge (makbuz, ibraname) veya banka dekontu gibi kesin delillerle ispat edemiyorsa, tanık beyanları gibi takdiri delillere dayanmak zorunda kalır. Ancak, HMK'daki senetle ispat kuralı (belirli bir miktarın üzerindeki hukuki işlemlerin senetle ispatı) ve vekilin özen borcu gereği, bu tür önemli ödemeleri yazılı belgeye bağlamamış olması, kendi aleyhine yorumlanabilir. Yargıtay genellikle, bu durumda ödeme iddiasının ispatlanamadığı yönünde karar verme eğilimindedir.