İngiltere'deki 1883 tarihli Patlayıcı Maddeler Kanunu'nda yer alan 'Şüpheli durumda patlayıcı madde bulundurma' suçu ile Türk Hukuku'ndaki mevcut durumu karşılaştırınız. Temel fark nedir?
İki hukuk sistemi arasındaki temel fark, ispat yükünün kime ait olduğu ve tehlike suçuna yaklaşımdır. İngiltere'deki düzenlemeye göre, bir kişinin patlayıcı maddeyi 'hukuka uygun bir amaç için bulundurmadığı noktasında makul bir şüphe' varsa, ispat yükü yer değiştirir ve kişi, bu maddeyi 'hukuka uygun bir amaç için bulundurduğunu' kendisi ispat etmek zorunda kalır. İspatlayamazsa cezalandırılır. Bu, tehlikenin varlığını bir karine olarak kabul eden ve şüpheliye ispat yükü yükleyen bir yaklaşımdır. Türk Hukuku'nda ise, Molotof kokteyli gibi maddeler için böyle bir özel düzenleme yoktur. Genel ceza hukuku ilkeleri gereği, ispat yükü daima iddia makamındadır (savcılık). Savcılık, failin bu maddeyi bir suç işlemek amacıyla bulundurduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlamak zorundadır. Sırf şüpheli durumda bulundurmak, ispat yükünü sanığa devirmez.