Bir alacağın hem likit olup hem de yargılamayı gerektirmesi mümkün müdür? Yargıtay'ın bu konudaki çelişkili gibi görünen kararlarının (kıdem tazminatı vs. fatura alacağı) ardındaki mantığı açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #143220

Bir alacağın hem likit hem de yargılamayı gerektirmesi, kavramsal olarak bir çelişki gibi görünse de, Yargıtay'ın yaklaşımı alacağın 'belirlenebilirliği' üzerinedir. Fatura gibi bir alacakta, borcun kaynağı ve miktarı tek bir belgeyle büyük ölçüde bellidir, borçlunun bunu hesaplaması beklenir, bu nedenle likittir. Kıdem tazminatında ise, her ne kadar hesaplama unsurları (ücret, süre) işverence bilinse de, hakkın 'doğumu' tartışmalı olabilir (örneğin, işten çıkışın haklı mı haksız mı olduğu). İşte bu 'hakkın özüne ilişkin tartışma', alacağın miktarının hesaplanabilir olmasını değil, bizzat 'alacağın varlığını' yargılamayı gerektirir hale getirir. Yargıtay'ın mantığı şudur: Eğer uyuşmazlık sadece basit bir hesaplama hatasından kaynaklanıyorsa alacak likittir. Ancak uyuşmazlık, alacağın doğup doğmadığı gibi temel bir hukuki meseleye dayanıyorsa, bu durum 'hakkın tartışmalı' olduğunu gösterir ve alacak likit kabul edilmez. (sen.av.tr, 'Yargıtay Kararları Işığında Likit Alacak Kavramı')