AİHM'nin Yüksel Yalçınkaya kararında, başvurucunun yasal bir sendika ve derneğe üye olmasının örgüt üyeliği suçunda aleyhine delil olarak kullanılmasının, AİHS m. 11 (örgütlenme özgürlüğü) ihlali olduğuna karar verilmiştir. Bu ihlal kararının temel mantığı nedir? Devletin, sonradan terör örgütüyle iltisaklı olduğu anlaşılan bir yapının, yasal olduğu dönemdeki faaliyetlerine katılan bireyleri cezalandırmasının 'öngörülebilirlik' ilkesi açısından yarattığı sorunu tartışınız.
AİHM'nin bu ihlal kararının temel mantığı, örgütlenme özgürlüğünün ve hukuki güvenlik ilkesinin korunmasıdır. AİHS m. 11, herkesin barışçıl amaçlarla toplanma ve dernek kurma özgürlüğünü güvence altına alır. Bir kişi, devletin kanunlarına göre yasal olarak kurulmuş ve faaliyet gösteren bir sendika veya derneğe üye olduğunda, bu hakkını kullanmaktadır. Devletin, sonradan bu yapıları yasadışı ilan ederek, kişilerin geçmişteki bu yasal eylemlerini suç delili olarak kullanması, 'öngörülebilirlik' ilkesini temelden sarsar. Öngörülebilirlik ilkesi (AİHS m. 7'nin bir parçasıdır), bireylerin, eylemlerini gerçekleştirdikleri sırada hangi davranışlarının suç teşkil ettiğini ve ne gibi sonuçlar doğuracağını makul bir kesinlikle bilebilmelerini gerektirir. Bir eylem işlendiği sırada yasalsa, sonradan geriye dönük olarak suç haline getirilemez. AİHM'e göre, devletin bu yapıları yasadışı ilan etmesi geleceğe yönelik sonuçlar doğurabilir, ancak kişilerin bu yapıların terörle bağlantısını bilmedikleri bir dönemde, tamamen yasal saiklerle gerçekleştirdikleri üyelik eylemleri nedeniyle cezalandırılmaları, örgütlenme özgürlüğüne keyfi bir müdahale teşkil eder ve kanunsuz ceza olmaz ilkesini ihlal eder.