Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2016/173 K. sayılı kararında, davalının talep edilen kira bedelini zaten ödemekte olduğu gerekçesiyle kira tespit davasının 'hukuki yarar yokluğundan' reddedilmesi neden hatalı bulunmuştur? Tespit davalarının genel amacından farklı olarak, kira tespit davasının 'inşai' niteliğinin bu sonuca etkisini açıklayınız.
Normal bir tespit davası, bir hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu konusundaki belirsizliği gidermeyi amaçlar. Eğer taraflar arasında o konuda bir uyuşmazlık yoksa, dava açmakta hukuki yarar da yoktur. Ancak Yargıtay HGK'nın 2016/173 K. sayılı kararında belirttiği gibi, kira tespit davası kendine özgü ve 'inşai' niteliği ağır basan bir davadır. Davanın amacı sadece bir bedeli tespit etmek değil, geleceğe yönelik olarak sözleşmenin bedel unsurunu yeniden kurmaktır. Davalının o an için talep edilen bedeli ödüyor olması, gelecekte de ödeyeceği veya bu bedelin hukuken geçerli bir kira bedeli olduğu konusunda anlaştıkları anlamına gelmez. Davacının (kiraya verenin) hukuki yararı, yeni kira döneminin bedelini bir mahkeme kararıyla 'hukuken bağlayıcı ve icra edilebilir' hale getirmektir. Eğer dava hukuki yarar yokluğundan reddedilirse, ortada kiracıyı gelecekte ödeme yapmaya zorlayacak, infaz edilebilir bir ilam bulunmayacaktır. Kiracı ödemeyi kestiği anda, kiraya veren elindeki reddedilmiş dava kararıyla hiçbir şey yapamaz. Bu nedenle, uyuşmazlık çözülmüş olsa bile mahkemenin bir bedel belirleyerek bunu hüküm altına alması gerekir. Bu hüküm, gelecekteki olası uyuşmazlıkları önleyen ve taraflara hukuki güvenlik sağlayan inşai bir sonuç doğurur.