HAGB kararının hukuk hakimini bağlamaması (Yargıtay HGK, 2017/1353 E.) ile CMK m. 141 vd. maddelerinde düzenlenen haksız koruma tedbirleri (gözaltı, tutuklama) nedeniyle açılacak tazminat davası arasında bir paralellik veya çelişki var mıdır? Haksız tutuklama nedeniyle tazminat davası açılabilmesi için, ceza davasının beraatle sonuçlanması şart mıdır, yoksa HAGB kararı verilmesi yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #142234

İki durum arasında bir çelişkiden çok, farklı hukuki kurumların farklı sonuçlar doğurması söz konusudur. HAGB kararının hukuk hakimini bağlamaması, bir haksız fiil davasında (tazminat) maddi vakıanın tespitine ilişkindir. CMK m. 141 vd. ise, devletin ceza muhakemesi sürecindeki eylemlerinden doğan özel bir kusursuz sorumluluk halini düzenler. CMK m. 141/1-e'ye göre, 'kanuni gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan, kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen' kişiler tazminat isteyebilirler. Ayrıca, 'kovuşturmaya yer olmadığına' veya 'beraat' kararı verilenler de haksız yere tutuklanmışlarsa tazminat talep edebilirler. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, hakkında HAGB kararı verilen kişi, bu kararın hukuki sonuç doğurmaması ve bir beraat kararı olmaması nedeniyle CMK m. 141 kapsamında doğrudan tazminat talep edemez. Tazminat talep edebilmesi için, denetim süresi sonunda hakkında 'düşme' kararı verilmesini beklemesi gerekir. Düşme kararı, beraat kararına benzer bir sonuç doğurduğu için bu aşamadan sonra tazminat davası açılabilir. Dolayısıyla, HAGB kararı verilmesi tek başına tazminat hakkı için yeterli değildir.