TCK m. 92'de düzenlenen organını satan kişiye ilişkin 'zorunluluk hali' ile TCK m. 25/2'de düzenlenen genel 'zorunluluk hali' arasında, 'tehlikenin kaynağı' ve 'kusur' unsurları bakımından ne gibi farklar vardır? Yargıtay'ın TCK m. 92'yi uygularken failin 'kendi eylemiyle bilerek ve isteyerek neden olduğu ekonomik sıkıntısını' dikkate alması, bu iki madde arasındaki ayrımı nasıl yansıtmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #142233

İki zorunluluk hali arasında önemli dogmatik farklar bulunur: 1) **Tehlikenin Kaynağı ve Kusur:** TCK m. 25/2'deki genel zorunluluk halinin uygulanabilmesi için, failin 'bilerek neden olmadığı' ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulma amacı taşıması gerekir. Yani, kişi kendi kusuruyla yarattığı bir tehlikeden kurtulmak için suç işlerse, bu kuraldan yararlanamaz. Yargıtay'ın TCK m. 92'yi uygularken 'kendi eylemiyle bilerek ve isteyerek neden olduğu ekonomik sıkıntı' (örneğin kumar borcu, aşırı harcama) argümanını reddetmesi, genel zorunluluk halindeki bu 'kusursuzluk' unsuruna bir göndermedir. 2) **Özel Düzenleme:** TCK m. 92 ise özel bir düzenlemedir. Madde metninde, tehlikeye (ekonomik sıkıntıya) failin kendi kusuruyla sebep olup olmadığına dair bir şart yer almaz. Sadece 'içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik koşullar' dikkate alınır. Yargıtay, bu özel düzenlemeye rağmen, genel zorunluluk halinin temel mantığını TCK m. 92'nin yorumuna dahil etmektedir. Eğer bir kişi kendi kusurlu eylemleriyle ekonomik sıkıntıya düşmüşse, bu durumu vücut bütünlüğünü feda ederek çözmeye çalışması, hukuken korunacak bir davranış olarak görülmemektedir. Bu yorum, TCK m. 92'nin, failin hiçbir kusurunun olmadığı (örneğin, ani bir hastalık, doğal afet gibi) ve başka hiçbir çaresinin kalmadığı çok istisnai durumlar için saklı tutulduğunu göstermektedir. Dolayısıyla Yargıtay, TCK m. 92'yi, TCK m. 25/2'nin ruhuyla yorumlayarak uygulama alanını daraltmaktadır.