Çekişmeli boşanma davasında kusurun belirlenmesi, hakimin takdirine bırakılmış göreceli bir kavramdır. Ancak Yargıtay kararları bu takdiri yönlendirmektedir. 'Eşin çalışmasına izin vermemek', 'ailesinin eşini darp etmesine sessiz kalmak' ve 'aşırı kıskançlık' gibi davranışlar Yargıtay tarafından nasıl birer kusur olarak nitelendirilmektedir? Bu davranışların evlilik birliğinin temelden sarsılmasına etkisini hukuki olarak temellendiriniz.
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre bu davranışlar, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına (TMK m. 166/1) yol açan kusurlu davranışlardır: 1) **Eşin Çalışmasına İzin Vermemek:** Bu eylem, eşin ekonomik özgürlüğüne, kişiliğini geliştirme hakkına (Anayasa m. 17) ve aile bütçesine katkıda bulunma potansiyeline bir müdahaledir. Eşler arasında olması gereken saygı ve destek yükümlülüğünün ihlali anlamına gelir ve ortak hayatı çekilmez kılan bir kusur olarak kabul edilir. 2) **Ailesinin Eşini Darp Etmesine Sessiz Kalmak:** Eşlerin birbirlerini her türlü tehlike ve saldırıya karşı koruma yükümlülüğü vardır. Bir eşin, kendi ailesinin diğer eşe yönelik fiziksel şiddetine göz yumması, sessiz kalması veya onu korumaması, en ağır sadakat ve yardım yükümlülüğü ihlallerinden biridir. Bu, duygusal ve fiziksel şiddete ortak olmak anlamına gelir ve ağır kusur sayılır. 3) **Aşırı Kıskançlık:** Normal düzeydeki kıskançlık evliliğin bir parçası kabul edilebilirken, eşin sosyal hayatını kısıtlayan, sürekli itham ve şüpheyle onu baskı altında tutan, telefonlarını karıştıran, takip eden 'aşırı kıskançlık', diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getiren bir psikolojik şiddet türüdür. Kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığı için kusur olarak değerlendirilir.