7413 sayılı Kanun ile noterlere tanınan taşınmaz satış sözleşmesi yapma yetkisi, taşınmaz mülkiyetinin devrine ilişkin 'borçlandırıcı işlem' ile 'tasarruf işlemi (tescil)' arasındaki ayrımı nasıl etkilemiştir? Noterin sözleşmeyi imzalattıktan sonra tapu bilişim sisteminden yevmiye numarası alıp sisteme kaydetmesi işleminin hukuki niteliğini tartışınız.
Klasik tapu sisteminde, borçlandırıcı işlem olan satış sözleşmesi ile tasarruf işlemi olan tescil talebi, tapu müdürlüğünde aynı anda imzalanan resmi senet içinde birleşmiş durumdaydı. Bu durum, iki işlemin fiilen birbirinden ayrılmasını zorlaştırıyordu. 7413 sayılı Kanun ile getirilen noterlik uygulaması, bu iki aşamayı teorik olarak daha belirgin hale getirme potansiyeli taşımaktadır. Noterin tarafların iradesine uygun olarak hazırlayıp imzalattığı 'taşınmaz satış sözleşmesi', mülkiyeti devir borcu doğuran bir 'borçlandırıcı işlem'dir. Bu işlem tek başına mülkiyeti geçirmez. Noterlik Kanunu m. 61/A'ya göre, sözleşme imzalandığı anda noter, tapu bilişim sisteminden yevmiye numarası alarak sözleşmeyi bu sisteme kaydeder. Bu 'kayıt' işlemi, Medeni Kanun anlamında bir 'tescil talebi' niteliğindedir. Bu kayıtla birlikte, tapu müdürlüğü için taşınmazı alıcı adına tescil etme yükümlülüğü doğar. 'Tescil' ise tapu müdürlüğünce yapılan ve mülkiyeti geçiren asıl 'tasarruf işlemi'dir. Dolayısıyla yeni sistem, borçlandırıcı işlemin (noterde sözleşme) ve tescil talebinin (noterin sisteme kaydı) noter tarafından yapılmasına, tasarruf işleminin (tescil) ise tapu müdürlüğü tarafından tamamlanmasına dayanan ikili bir yapı kurarak, bu işlemlerin ayrımını daha net hale getirmiştir.