AİHM'nin Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında, bir kişinin FETÖ/PDY üyeliğinden (TCK m. 314/2) mahkumiyeti için sadece ByLock kullanıcısı olmasının yeterli görülmemesinin ardındaki temel hukuki argüman nedir? Karara göre, suçun manevi unsurunun (özel kast) ispatı için mahkemelerin ne tür bir değerlendirme yapması gerekmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #142179

AİHM'nin Yüksel Yalçınkaya kararındaki temel hukuki argüman, TCK m. 314/2'de düzenlenen silahlı terör örgütüne üyelik suçunun, 'kanunsuz suç ve ceza olmaz' (AİHS m. 7) ilkesine uygun, öngörülebilir ve keyfilikten uzak bir şekilde yorumlanması gerektiğidir. Mahkemeye göre, salt ByLock kullanmak, kişinin örgütle bir bağlantısı olduğuna işaret etse de, bu durum tek başına örgüt üyeliği suçunun sübutu için yeterli değildir. Suçun manevi unsurunun, yani kişinin 'örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmayı bilerek ve isteyerek kabul etme' şeklindeki özel kastının ayrıca ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması gerekir. AİHM, Türk mahkemelerinin salt ByLock kullanımını örgüt üyeliği için kesin bir karine sayarak 'objektif bir ceza sorumluluğu' yarattığını, bu durumun ise failin kastını ve örgütün nihai amaçlarını bilip bilmediğini araştırmadan mahkumiyet kurmak anlamına geldiğini ve bunun da keyfi bir uygulama olduğunu belirtmiştir. Mahkemelere düşen görev, failin ByLock'u örgütsel bir iletişim aracı olarak, örgütün suç teşkil eden amaçlarını bilerek ve bu amaçlara hizmet etme kastıyla kullandığını, ByLock içerikleri gibi somut delillerle ortaya koymaktır.