Mobbingin hukuken ispatında ispat yükü kime aittir ve bu yük hangi koşullarda yer değiştirebilir? Yargıtay'ın mobbing iddialarını değerlendirirken 'güçlü emare' veya 'yaklaşık ispat' kavramını nasıl uyguladığını, sağlanan metinlerdeki delil türlerini (tanık, sağlık raporları, iletişim kayıtları) örnek göstererek açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #142176

Mobbing davalarında, genel ispat kuralı gereği ispat yükü iddia eden tarafa, yani mobbinge maruz kaldığını ileri süren işçiye aittir. Ancak mobbingin genellikle gizli, sistematik ve ispatı zor bir olgu olması nedeniyle Yargıtay, katı bir ispat kuralı aramamaktadır. Yargıtay, işçinin mobbingin varlığına dair 'güçlü emareler' veya 'yaklaşık ispat' düzeyinde deliller sunmasını yeterli görmektedir. İşçi, mobbinge karine teşkil edecek olguları (örneğin, kendisine yönelik sistematik olumsuz davranışları tanıkla, bu süreçte yaşadığı psikolojik sorunları sağlık raporlarıyla, mesai dışı rahatsız edilmeleri iletişim kayıtlarıyla vb.) ortaya koyduğunda, ispat yükü yer değiştirir. Bu aşamadan sonra işveren, işyerinde mobbingin gerçekleşmediğini veya işçiye yönelik davranışların haklı ve objektif nedenlere dayandığını ispat etmekle yükümlü hale gelir. Bu durum, 'zayıf olan işçinin korunması' ilkesinin bir yansımasıdır.