Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/1353 E. sayılı kararı, CMK m. 231/5 uyarınca verilen 'hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB)' kararının, Borçlar Kanunu m. 53 (yeni TBK m. 74) anlamında hukuk hakimini bağlamayacağını hükme bağlamıştır. Bu bağlayıcılığın olmamasının temel hukuki gerekçesi nedir? Bu durumun, ceza ve hukuk mahkemeleri arasında potansiyel olarak 'zıt kararlar' ortaya çıkmasına yol açabileceği yönündeki yerel mahkeme direnme gerekçesini, HGK'nın kararı ışığında çürütünüz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #142166

Yargıtay HGK'nın 2017/1353 E. sayılı kararında belirtildiği üzere, HAGB kararının hukuk hakimini bağlamamasının temel hukuki gerekçesi, CMK m. 231/5'te yer alan 'Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.' hükmüdür. Bu karar, CMK m. 223'te sayılan ve kesin hüküm niteliği taşıyan bir 'hüküm' değildir. Hukuki olarak henüz varlık kazanmamış, askıda bir karardır. BK m. 53'ün (TBK m. 74) uygulanabilmesi için ortada maddi olguyu kesin olarak tespit eden 'kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı' bulunması gerekir. HAGB kararı bu nitelikte olmadığından, hukuk hakimini bağlamaz. Hukuk hakimi, ceza dosyasındaki delilleri serbestçe takdir ederek maddi vakıayı kendisi belirlemekle yükümlüdür. Yerel mahkemenin 'zıt kararlar çıkar' endişesi, HGK tarafından şu gerekçeyle kabul görmemiştir: Hukuk ve ceza yargılamasının amaçları, delil değerlendirme sistemleri ve ispat standartları farklıdır. Hukuk hakimi, ceza dosyasındaki tanık beyanlarını veya diğer delilleri, kendi vicdani kanaatine göre farklı değerlendirebilir. Örneğin, ceza mahkemesinde mahkumiyet için yeterli görülmeyen bir delil, hukuk mahkemesinde tazminat sorumluluğu için yeterli görülebilir veya tam tersi olabilir. HAGB'nin denetim süresi sonunda düşme kararı verilmesi veya hükmün açıklanması gibi farklı sonuçlar doğurma ihtimali de göz önüne alındığında, hukuk hakiminin HAGB kararına bağlı kalması, adalete olan güveni daha çok sarsacak çelişkili durumlara yol açabilir. Bu nedenle hukuk hakimi, maddi vakıayı bağımsız olarak değerlendirmelidir.