Yargıtay 12. Ceza Dairesi, TCK m. 92'nin madde başlığının 'Zorunluluk Hali' olmasına rağmen, esasen 'organlarını verenler yönünden özel bir cezasızlık hali' düzenlediğini ve başlığın içerikle tam örtüşmediğini belirtmektedir. Bu iki kavram ('zorunluluk hali' ve 'özel cezasızlık hali') arasındaki dogmatik fark nedir ve bu ayrım, maddenin uygulanmasında ne gibi sonuçlar doğurur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #142165

Hukuk dogmatiğinde 'zorunluluk hali' (TCK m. 25/2), suçu ortadan kaldıran bir hukuka uygunluk nedeni veya kusurluluğu ortadan kaldıran bir nedendir. Failin iradesinin ağır ve muhakkak bir tehlike altında sakatlanması esasına dayanır ve fiilin hukuka aykırılığını veya failin kusurunu ortadan kaldırır. Buna karşılık, 'özel cezasızlık hali' ise, işlenen fiilin hukuka aykırı ve failin de kusurlu olmasına rağmen, kanun koyucunun belirli bir kriminal politika gereği o fiil için ceza verilmemesini öngördüğü durumlardır. Yargıtay'ın TCK m. 92'yi 'özel cezasızlık hali' olarak nitelemesi şu sonuçları doğurur: Mahkeme, failin organını satma eyleminin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış olduğunu tespit eder, ancak kanunun tanıdığı takdir yetkisiyle (sosyal ve ekonomik koşulları değerlendirerek) ceza vermekten vazgeçebilir. Bu yorum, eylemin meşru veya mazur görüldüğü anlamına gelmez; sadece kanun koyucunun, organını satan kişinin mağduriyetini ve içinde bulunduğu çaresizliği göz önünde bulundurarak cezalandırmadan vazgeçme imkanı tanıdığını ifade eder. Bu, eylemin bir hak olarak tanınmasını engeller ve organ ticaretine karşı mücadelenin zayıflamasını önler.