6100 sayılı HMK'nın 46. maddesine dayalı bir tazminat davasında, davalı olarak doğrudan hakimin gösterilmesi durumunda mahkemenin nasıl bir karar vermesi gerektiğini Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/6-678 E. sayılı kararı ışığında izah ediniz. Bu düzenlemenin hukuki niteliği nedir ve davacının bu usuli hatası düzeltilebilir bir nitelik taşır mı?
Yargıtay HGK'nın 2014/6-678 E. sayılı kararında da onandığı üzere, HMK m. 46 ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu m. 93/A-a uyarınca, hakimlerin yargılama faaliyetleri nedeniyle açılacak tazminat davaları 'ancak devlet aleyhine' açılabilir. Bu, emredici bir yasa hükmüdür. Davanın doğrudan hakime yöneltilmesi durumunda, davada taraf sıfatı (husumet) yokluğu söz konusudur. Mahkeme, bu durumda davanın esasına girmeden, 'pasif husumet yokluğu' nedeniyle davanın reddine karar vermelidir. Bu, bir dava şartı olan taraf sıfatının bulunmamasından kaynaklanır ve yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Davacının bu hatası, dava açıldıktan sonra hasım değişikliği veya ıslah yoluyla düzeltilemez, çünkü dava en baştan yanlış kişiye karşı açılmıştır. Mahkeme, davacıya hasmı düzeltmesi için süre veremez; doğrudan husumet yokluğundan davayı reddetmelidir.