Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2020/6031 E. sayılı kararında, terk (TMK m. 164) sebebine dayalı açılan bir boşanma davasında, mahkemenin evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) sebebine göre kusur tespiti yapması neden hatalı bulunmuştur? Bu durum, 'taleple bağlılık ilkesi' ile nasıl bir ilişki içindedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #142135

Bu durumun hatalı bulunmasının temel nedeni, 'taleple bağlılık ilkesi' (HMK m. 26) ve her boşanma sebebinin kendine özgü ispat şartlarının olmasıdır. Yargıtay'ın kararında belirttiği gibi, davacı davasını açıkça 'terk' sebebine (TMK m. 164) dayandırmıştır. Terk sebebine dayalı bir davada mahkemenin araştırması ve ispatlaması gereken olgular şunlardır: eşlerden birinin evlilik birliği yükümlülüklerinden kaçmak amacıyla ortak konutu terk etmesi, bu terkin en az altı ay sürmesi ve terk eden eşe usulüne uygun bir ihtar çekilerek eve dönmesinin istenmesine rağmen dönmemesidir. Bu davada kusur araştırması, terk eyleminin haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı ile sınırlıdır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) ise, genel bir boşanma sebebidir ve ispatı gereken olgu, ortak hayatın çekilmez hale gelmesidir. Bu davada geniş bir kusur araştırması yapılır. Mahkemenin, davacının dayandığı özel boşanma sebebini (terk) bırakıp, genel boşanma sebebine (temelden sarsılma) göre kusur tespiti yaparak karar vermesi, davacının talebinin dışına çıkmak anlamına gelir ve taleple bağlılık ilkesini ihlal eder. Mahkeme, davacının dayandığı hukuki sebeple bağlıdır ve kararını o sebep çerçevesinde kurmalıdır.