Boşanma davasında müşterek çocuğun velayeti düzenlenirken, tarafların kusur durumunun bir önemi var mıdır? Örneğin, zina yaparak tam kusurlu olan bir anneye veya babaya velayet verilebilir mi? Velayet kararında hakimin dikkate alması gereken öncelikli ilke nedir?
Hayır, boşanma davasında velayetin düzenlenmesinde tarafların kusur durumunun kural olarak bir önemi yoktur. Velayet, kamu düzenine ilişkin bir konudur ve hakimin karar verirken dikkate alacağı tek ve öncelikli ilke, 'çocuğun üstün yararı'dır. Hakim, hangi ebeveynin yanında kalmasının çocuğun bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi için daha faydalı olacağını değerlendirir. Bu nedenle, zina gibi ağır bir kusurla boşanmaya sebep olan bir anne veya babaya, eğer çocuğa karşı ebeveynlik görevlerini daha iyi yerine getireceği, çocuğun bakım ve şefkat ihtiyacını daha iyi karşılayacağı kanaatine varılırsa velayet verilebilir. Zina, eşler arasındaki sadakat yükümlülüğünün ihlalidir; ancak bu durum kişinin kötü bir ebeveyn olduğu anlamına gelmez. Ancak, eğer ebeveynin kusurlu davranışı (örneğin haysiyetsiz hayat sürme, uyuşturucu bağımlılığı, çocuğun yanında ahlaka aykırı davranışlar sergileme) doğrudan çocuğun gelişimini ve güvenliğini olumsuz etkiliyorsa, bu durum velayet kararında 'çocuğun üstün yararı' ilkesi gereği aleyhine bir delil olarak değerlendirilir.