HMK m. 407, milli tahkime ilişkin hükümlerin uygulama alanını nasıl tanımlamaktadır? Bir uyuşmazlığın bu kapsama girmesi için gereken iki temel şart nedir? Sigortacılık Kanunu'ndaki tahkim düzenlemesinin, HMK'daki genel tahkim kurallarına göre 'özel kanun' niteliğinde olmasının sonuçlarını Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2013/19559 E. sayılı kararı ışığında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #142131

HMK m. 407, milli tahkime ilişkin hükümlerin (HMK Kısım 11) uygulanabilmesi için iki kümülatif şart öngörmektedir: 1) Uyuşmazlığın, 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun (MTK) tanımladığı anlamda bir 'yabancılık unsuru' içermemesi. 2) Tahkim yerinin 'Türkiye olarak' belirlenmiş olması. Bu iki şart birlikte varsa, uyuşmazlığa HMK'daki tahkim kuralları uygulanır. Yargıtay 17. HD'nin 2013/19559 E. sayılı kararında vurgulandığı gibi, bazı özel kanunlar kendi alanları için özel tahkim usulleri düzenleyebilir. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesi, sigorta uyuşmazlıkları için özel bir tahkim mekanizması (Sigorta Tahkim Komisyonu) ve özel kanun yolları öngörmüştür. 'Özel kanun, genel kanundan önce gelir' (lex specialis derogat legi generali) ilkesi gereğince, sigorta tahkiminden kaynaklanan bir uyuşmazlıkta HMK'daki genel tahkim kuralları değil, Sigortacılık Kanunu'ndaki özel hükümler uygulanır. Kararda, HMK m. 439'da hakem kararlarına karşı sadece 'iptal davası' açılabileceği düzenlenmişken, Sigortacılık Kanunu'nun belirli bir meblağın üzerindeki kararlar için 'temyiz' yolunu öngördüğü, bu nedenle özel kanun olan Sigortacılık Kanunu'ndaki temyiz yoluna başvurulması gerektiği, HMK'ya göre iptal davası açılamayacağı belirtilmiştir. Bu durum, özel kanun hükmünün genel kanun hükmünü ilga etmesinin bir örneğidir.