CMK m. 90/1, belirli şartlar altında (suçüstü hali) 'herkesin' yakalama yapabileceğini düzenlemektedir. Bu yetkinin hukuki niteliği nedir? Bir vatandaşın bu yetkiyi kullanırken orantısız güç kullanması halinde hukuki ve cezai sorumluluğu ne olur? Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2017/4542 sayılı kararında bu yetkinin sınırları nasıl çizilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #142093

CMK m. 90/1'de düzenlenen 'herkes tarafından yakalama' yetkisi, bir hukuka uygunluk nedenidir. Normalde bir kişinin özgürlüğünü kısıtlamak suç (TCK m. 109) teşkil ederken, CMK m. 90'daki şartların varlığı halinde bu eylem hukuka uygun hale gelir. Bu yetki, bir görev değil, bir haktır. Vatandaşın bu hakkı kullanırken uyması gereken temel ilke 'orantılılık'tır. Yakalama, şüphelinin kaçmasını önlemek ve yetkili makamlara teslim etmekle sınırlı bir amaca hizmet eder. Bu amacı aşan, cezalandırma veya intikam amacı güden, şüphelinin vücut bütünlüğüne gereksiz yere zarar veren orantısız güç kullanımı, yakalama yetkisinin sınırlarının aşılması anlamına gelir ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, kasten yaralama gibi suçlardan sorumlu tutulmasına neden olabilir. Yargıtay 14. CD'nin 2017/4542 sayılı kararında, evinde eşiyle birlikte yakaladığı mağdurun kaçmasını engellemek amacıyla onu iple bağlayıp polise teslim eden sanığın eyleminin, CMK m. 90/1 kapsamındaki yakalama yetkisi dahilinde bir hukuka uygunluk nedeni oluşturduğuna ve beraat etmesi gerektiğine karar verilmiştir. Bu karar, yakalamanın amacının 'kaçmayı önlemek' ve sonucunun 'yetkili makamlara teslim' olması gerektiğini ve bu sınırlar içinde kalan fiillerin hukuka uygun olduğunu göstermektedir.