Boşanma davasında, tarafların evlilik birliği içinde 'bağımsız bir konut tesis etmemesi' (örneğin erkeğin ailesiyle birlikte yaşamaya devam etmesi), hangi taraf için kusur teşkil eder ve bu durumun hukuki dayanağı nedir?
Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, evlilik birliğinin temel unsurlarından biri, eşlerin birlikte yaşayacağı 'bağımsız bir konutun' sağlanmasıdır. Bu yükümlülük, kural olarak 'koca'ya aittir. Kadının, erkeğin ailesiyle birlikte yaşamaya zorlanamayacağı kabul edilir. Dolayısıyla, erkeğin evlendikten sonra eşi için bağımsız bir konut temin etmemesi ve onu kendi ailesiyle yaşamaya mecbur bırakması, evlilik birliğinin yükümlülüklerini ihlal ettiği için erkek açısından 'kusur' teşkil eder. Kadının, bu duruma katlanmak zorunda olmadığı ve bu nedenle evi terk etmesinin haklı bir sebebe dayandığı kabul edilir. Bu durum, TMK m. 186'daki 'Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler' ve m. 185'teki 'Eşler birlikte yaşamak... zorundadırlar' hükümlerinin, bağımsız bir aile hayatı kurma hakkı çerçevesinde yorumlanmasının bir sonucudur.