Mobbing olgusunun ispatında, işçinin 'yaklaşık ispat' ile yetinilmesi ve ispat yükünün işverene geçmesi, HMK'daki 'kanunda öngörülen ispat yükü kurallarının, tarafların haklarını kullanmasını aşırı derecede zorlaştırması halinde hakimin ispat yükünü farklı belirleyebileceği' (HMK m. 191 atfıyla TMK m. 6) ilkesiyle nasıl bir paralellik gösterir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #142071

Bu durum, tam olarak bu ilkenin somut bir uygulamasıdır. Mobbing, doğası gereği genellikle tanıkların konuşmaktan çekindiği, yazılı delil bırakılmayan, gizli ve sistematik bir süreçtir. İşçiden, bu süreci her aşamasıyla ve kesin delillerle ispatlamasını beklemek, onun hak arama hürriyetini fiilen kullanılamaz hale getirir, yani 'aşırı derecede zorlaştırır'. Yargıtay'ın, işçinin mobbingin varlığına dair güçlü belirtiler sunması halinde ispat yükünü işverene devretmesi, tam da bu zorluğu dengelemeyi amaçlayan bir 'ispat yükü kuralının ters çevrilmesi' uygulamasıdır. İşveren, işyerindeki tüm kayıtlara (kamera, yazışmalar, performans notları) ve yönetim gücüne sahip olduğu için, mobbingin 'olmadığını' ispatlama konusunda işçiye göre çok daha avantajlı bir konumdadır. Bu uygulama, silahların eşitliği ilkesini ve zayıf olan işçiyi koruma prensibini hayata geçirir.