Bir noterin, 7413 sayılı Kanun uyarınca düzenlediği bir taşınmaz satış sözleşmesinde, sahte bir vekaletnameye dayanarak işlem yapması sonucu gerçek malik zarara uğrarsa, bu zarardan dolayı Devletin (tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan) sorumluluğu ile noterin sorumluluğu nasıl bir ilişki içindedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #142068

Bu durumda hem Devletin hem de noterin sorumluluğu gündeme gelebilir ve bu sorumluluklar 'müteselsil sorumluluk' (birlikte sorumluluk) niteliğinde olabilir. Devletin sorumluluğu, TMK m. 1007 uyarınca tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan 'kusursuz sorumluluğudur'. Noterin sorumluluğu ise, 1512 sayılı Noterlik Kanunu m. 162'ye eklenen özel hükme dayanan bir 'kusur sorumluluğudur' (veya kusur karinesidir). Zarara uğrayan gerçek malik, dilerse doğrudan Devlet aleyhine (TMK 1007'ye göre) tazminat davası açabilir, dilerse doğrudan noter aleyhine (Noterlik K. 162'ye göre) dava açabilir. Devlet, zararı ödemesi halinde, kusuru oranında notere rücu edebilir. Noterlik Kanunu'ndaki 'Bu zararın Devlet tarafından ödenmesi hâlinde Devlet, sözleşmeyi düzenleyen notere rücu eder.' hükmü bu ilişkiyi düzenlemektedir. Bu, zarar görenin hakkını daha güçlü bir konumda olan Devletten almasını kolaylaştıran, ancak nihai sorumluluğu kusurlu olan notere yükleyen bir sistemdir.